Eren ÖğrülStoa, İş Hayatı ve Teknoloji

İş Hayatında Öğrendiklerim

Bir Stoa öğrencisi olma yolunda ilerliyorum

Eren 2017-11-19

İş hayatına biraz geç başlamış olsam da özellikle son 2 sene içinde kendime çok şey katabildim. Bu süreç inanılmaz sancılı geçti ve hâlâ da sancılı geçmekte. Bu sancıya katlanabilmek için Stoa öğrencisi oldum ve neler öğrendiğimi belgelemek adına notlar almaya başladım. Bu notları da düzenli olarak paylaşacağım.

Notlar - I

İyi bir hak değildir. Halbuki, bizler iyi bir hak gibi görmekteyiz. Ben görmeyi bıraktım ve beklentilerimi sıfırladım. Bunun en büyük faydası ise işler kötüye gittiğinde, istediğim gibi gitmediğinde veya reddedildiğimde benim için hiçbir şey ifade etmemesidir. İyi bir şey olursa da şaşırıp elimden geldiği kadar iyiden keyif almaya çalışıyorum.

Reddedilmek herzaman bir avantajdır. Kaybeden ben değilim, reddeden. Belki kısa vadede reddeden kazanmış olabilir ama uzun vadede kazan gene benim. Reddedilmenin en tehlikeli yanı bireyde güvensizliği tetiklemesi ve kendini yetersiz hissetmesine yol açmasıdır. Bunun bilincide olduğumuzda ve her reddedildiğimizde ayaklarımız yere daha sağlam basmaya başlıyor.

Ya yanlışsa diye hareket etmemek yerine sonunda ne olacak beklentisiyle harekete geçmek en iyisidir. Hepimizde kaybetme korkusu çok hakim olduğu için sabırsısız ve risk almayız. Fakat, defalarca kaybetme konusunda sabırlı olmak ve risk almak önemlidir. Günün sonunda pişman olmak yerine yüzlerce denemeden bir tane başarı elde etmeyi tercih ederim.

Bir kez haklı olmak yerine 10’da 5 kez haklı olmayı tercih ederim. Bu özgüveni, kendine olan inancı ve başkalarının ne düşündüğünü umursamamayı gösterir. Günün sonunda haksız çıkarsam diye kaçırdığım fırsatları düşünmek bir süre sonra kendi kendime konuşmaya dönüşüyor. Haksız çıkmak ise kendi kendine konuşmaktan daha az zararlı.

Kendimizle ilgilenmek yerine çevremize çok bağımlıyız. Öte yandan, çevremizde olup bitenlerin çok büyük bir kısmı aslında hiçbir şey ifade etmiyor. Gereksiz şeylere odaklanıp bunlar için sızlanmak ise bizleri hedeflerden her gün milimetrik bile olsa saptırıyor. Milimetrik sapma ise uzun vadede kilometrelerce sapmaya dönüşüyor.

Bugüne kadarki en büyük korkularımdam biri başaracak olmamdı. Olduğumdan daha fazlasını keşfetmekti.

En büyük erdemi başarısızlığı küçümsemek olarak görüyorum. Başarısızlıktan çok korkuyoruz ve bunu profesyonel olmamak şeklinde görüyoruz. Başarısızlıklarımızı kabul ettiğimiz bir noktaya geldiğimizde daha az korkutucu oluyor. Gerçek bir başarısızlık da profesyonel olduğunu göstergesidir.

Ne zaman bir şeylere karar verip başlamaya çalışsam bir direnç tarafından bunu erteliyordum. Farkettiğim ise ertelemenin zararı çok büyük bir alışkanlık haline dönüşmesi oldu. Artık bir şeye karar verdiğim anda başlıyorum.

Kaç saat çalıştığımız değil çalıştığımız saatlerin kaçını ciddi olarak çalıştığımız önemlidir. Halbuki birçoğumuz doğru çalışmayı bilmiyoruz. Çünkü bir stratejimiz yok, esnetebilecek yeteneklere ve bunları sağlayacak bir felsefeye sahip değiliz.

Tutkularını takip et önermesini doğru bulmuyorum ve zararlı olarak görüyorum. Çünkü tutkularını takip et bizi bir yere götürmez. Yaptığımız işi iyi yapmak bizi bir yere götürür, tutku da peşinden gelir.

*Stok foto: https://gratisography.com